Koronavirüse karşı DNA aşı çalışması müjdesi: Yaza hazır

Türkiye’nin Kovid-19’a karşı ilk ve tek DNA aşı çalışması, Ege Üniversitesi bünyesinde kurulan Aşı Uygulama Üretime ve Geliştirme Enstitüsü’ndeki bilim insanları tarafından yürütülüyor.

Yerli Kovid-19 DNA aşı çalışmalarını yürüten ekibin başında Prof. Dr. Yüksel Gürüz var. Milliyet’e üzerinde çalıştıkları DNA aşısının yaz sonuna kadar piyasaya çıkacağı müjdesini veren Prof. Dr. Gürüz, “Tüm ihtiyaçlarımız kısa sürede, eksiksiz karşılanıyor. Müthiş bir dayanışma örneği ile bizlerin huzurlu çalışması temin ediliyor. Yerli aşının üretimi öncelikle dışa bağımlılıktan kurtaracak, halkımızın Türk bilim insanına olan güveninin bir ürünü olacak. Bu sayede ithalat, lojistik aksamları gibi sorunlar yaşanmayacak. ‘Geldi, geliyor’ değil, ‘aşımız burada’ diyeceğiz. Kara propaganda yapan aşı karşıtlarının, ‘içinde domuz ürünü var, Müslümanları bozacaklar, çocuğumuz olmayacak, çocuğumuz otistik olacak’ gibi yalanlarının önüne geçeceğiz. Teknolojik ürün yapmak kaynak israfını engellerken, ülkemize prestij ve ekonomik gelir de sağlayacak” diye konuştu.

Nasıl fayda gösterecek
DNA aşısının tıpkı mRNA aşısı gibi çalıştığı bilgisini de paylaşan Prof.Dr.Gürüz şöyle konutu: “mRNA’dan sentetik DNA kopyası üretiyor ve bu sentetik DNA hücre içine yerleşiyor. Hücreye yerleşen sentetik DNA, virüsün kendisi gibi antijenik uyarı yapıyor. Böylelikle vücudun savunma sistemi hem antikor, hem de immünite ile cevap veriyor. Kısaca ayna görüntüsü ile işi hallediyoruz. DNA aşılarında, inaktif aşılardaki gibi viral enfektif parça kullanımı söz konusu değil. Mutasyonlardan etkilenmeyecek, raf ömrü, saklanması ve lojistiği kolay, koruyuculuğu yüksek, yan etkisi az bir aşı üretmeyi hedefliyoruz. Toplamda 16 adet DNA aşısı Dünya genelinde DSÖ gözetiminde yürüyor” ifadelerini kullandı.

Sonuçlar olumlu
DNA aşısının daha önce insanlarda hiç denenmediğini dile getiren Prof.Dr.Gürüz, şu bilgileri paylaştı: “Mayıs ayı sonunda başladığımız çalışmalarda şu an için hayvan deneylerini tamamladık, toksikolojik testler devam ediyor. Şubat ayı içinde klinik çalışmanın ilk basamağı olan FAZ 1 öncesi son aşama İyi Üretim Prosüdürü (GMP) için gerekli başvuru tamamlanmış olacak. Fareler üzerinde yaptığımız çalışmalarda 4 farklı DNA aşı adayımızdan da çok olumlu sonuçlarını aldık. 2021 yaz ayının içinde aşımızın kullanıma hazır olması için var gücümüzle çalışıyoruz.”

‘Modern tıbba ve aşılara çok şey borçluyuz’
Aşı reddi meselesine de değinen ve aşı hakkındaki iddiaları kara propaganda olarak nitelendiren Prof. Dr. Gürüz, “50 yıl önce ortalama insan ömrü için 60’lı yaşlar konuşulurken, çevre katliamlarına, savaşlara, göçlere, kalitesiz gıdalara ve pek çok endüstriyel kirlenmeye rağmen bugün ortalama olarak 80’li yaşları görüyorsak modern tıbba ve aşılara çok şey borçluyuz. 12-14 aşıyla bugün pek çok çocuk hastalığı etkisiz kılınmış durumda. Çiçek hastalığı kökten kazınırken, çocuk felci yok edilmek üzere” dedi.

‘Çin aşısını yaptırdım’
Prof. Gürüz, halka uygulanmaya başlanan Çin aşısı hakkında da şunları söyledi: “Türkiye’nin ithal ettiği Çin menşeili aşı dünyada bilinen aşı teknolojilerinin en yaygınıyla üretiliyor. Aşıda olabilecek her türlü yan etki biliniyor ve içinde insan sağlığına ölümcül, ya da kalıcı zarar verecek bir madde bulunmuyor. Bu nedenle Kovid-19 döneminde aşı reddi bir insani hak olmaktan çıkar, sosyal ve insani sorumluluk haline dönüşür. FDA ve DSÖ, pandemi sürecinde üretilen aşılardan beklentiyi en az yüzde 50 etkinlik ve ölüm ya da ağır klinik tabloları engellemesi olarak açıkladı. Şu an erken, acil veya kullanım onayı almış aşılar BioNTech, Moderna, Sinovac, Sputnik V bu beklentiye cevap veriyor. En ufak bir yan etkisini görmedim.”