Prof. Dr. Necmi İlhan, öğretmenler için Kovid-19 aşısı hazırlıklarını anlattı

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Dekanı olarak da görev yapan İlhan, AA muhabirine, yarı yıl tatili sonrası yüz yüze eğitime geçilmesi öncesi alınacak tedbirler ve öğretmenlere aşı uygulamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. 

Köy okulları ve anaokullarında 15 Şubat’ta, ilkokullar ile 8. ve 12. sınıflarda ise 1 Mart’ta yüz yüze eğitime başlanacağını hatırlatan İlhan, çocukların eğitimlerinden geri kalmamasının öncelikli stratejiler içinde yer aldığını vurguladı.

Bu süreçte tedbirlerin uygulanmasının şart olduğunun altını çizen İlhan, “Bu noktada çocuklar eğitimlerinden geri kalmasın derken bu önlemlerin ihmal edileceği anlamına gelmiyor. Gerek çocuklarımız, gerek öğretmenlerimiz gerekse velilerimizin önlemlerini almaları gerekiyor.” diye konuştu.

Prof. Dr. İlhan, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının hazırladığı rehberlerde, okullarda maske ve dezenfektan bulundurulması, sınıflarda kalabalığa izin verilmemesi, toplu bir araya gelinecek ve yüksek sesli etkinliklerin yapılmaması, çocukların diğer sınıflarla aynı koridoru kullanmaması, sırayla teneffüse çıkması gibi önlemlerin olduğunu hatırlattı.

“Öğretmenlerin, sürecin başında aşılanması doğru”

Türkiye’de Kovid-19’a karşı toplumsal bağışıklama için aşılamanın 14 Ocak’ta sağlık çalışanlarıyla başladığını hatırlatan İlhan, yüz yüze eğitime geçiş sürecinde öğretmenlerin aşılanmasına yönelik hazırlıklara ilişkin bilgi verdi. 

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un öğretmenlerin aşılamada öncelikli gruplar içine alınması önerisi olduğunu kaydeden İlhan, “Bir kurum örneğin, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı o kurumda çalışan personelin listesini iletiyor. Milli Eğitim Bakanlığı da bir liste gönderecek. İletildikten sonra bu kişilerin listesi sisteme giriliyor.” dedi.

Prof. Dr. İlhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sisteme öğretmen kimlikleriyle tanımladığımız zaman, öğretmenlerimiz istedikleri sağlık kuruluşlarında aşılarını olabilecektir. Burası, Aile Sağlığı Merkezi, Aile Sağlığı Merkezi, şehir hastanesi, üniversite ya da özel hastane de olabilir. Böylece öğretmenlerimizin hızlıca aşılanmasıyla, okulların açılması yönünde süreç daha kolay hale gelebilir. 

Aşılamanın sürecin başında yapılması doğru bir şey. Çünkü biliyoruz ki en iyi ve en yoğun antikor düzeyi, hatta şu anki bilgimize göre en uzun süre kalabilecek antikor düzeyi, bir doz aşıdan sonra ikinci doz aşının olması ve bu aranın 4 hafta olmasıyla ortaya çıkıyor. Ayrıca, 7-8 hafta arasında iyi bir antikor düzeyi başlıyor. O zaman hemen şubat başında aşılarsak, eğitimin yoğunlaştığı dönemde öğretmenlerimizin bir hayli kısmı aşılanmış olur.”

“Pandeminin bir anayasası yok”

Okullarda yüz yüze eğitimin devamının hastalığın seyrine göre değişebileceğinin altını çizen İlhan, şunları kaydetti:

“Pandeminin bir anayasası yok, çok dinamik bir süreç ve değişebilir. Sayılara göre bakılarak ilerlendiği için ve toplumda olabildiğince az kişinin mağdur olabilmesi, çocukların eğitimlerinin devam etmesi amaçlandığından böyle bir yaklaşım benimseniyor. Yani, iki kere iki dört eder diye bir yaklaşım yok. Hastalık seyrine göre bir öneride bulunabiliriz.

Aynı zamanda il hıfzıssıhha kurulları özellikle bu konuda yetkili. Bu kurullar, bir okulda, ilde, ilçede ya da bir mahallede enfeksiyon çok görülüyorsa okulun genelini kapatabilir. Bundan sonra hastalığın çok fazla görülmesi halinde tamamen yine farklı bir karar da alınabilir, bunun bir engeli yok.”